Türkçü Forum

Türkçülük, Türk Dünyası ve Güncel Konular
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
En son ileti gönderilen konular
Konu Yazan Gönderme Tarihi
25.08.14 5:26
25.08.14 5:18
06.02.11 16:51
03.02.11 16:13
14.10.10 9:34
02.02.10 20:10
10.02.09 2:33
10.02.09 2:27
10.02.09 1:44

 

MUSTAFALAR-Göktürk Ömer Çakır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Kurtuluş Yolcusu
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
avatar


Erkek
Yaş : 32 Mesaj Sayısı : 129 Nerden : Adana

MesajKonu: MUSTAFALAR-Göktürk Ömer Çakır   02.02.09 1:19

Can Dündar’ın “Mustafa” adlı “belgesel film”inin sinemalarda gösterilmesinin ardından bir vâveyla koptu. Eleştiriler ağırlıklı olarak Atatürk’ün alkol ve sigara alışkanlığı ile yalnızlığına yapılan vurgular üzerine odaklanırken Kürt sorunu ve dine dönük yaklaşımlarının da ele alınış ve yorumlanış şekli tartışmalara sebep oldu.
Neticede Can Dündar filmde hikâye edilen kişinin kendi algılamasıyla çerçevelenmiş bir Mustafa Kemal olduğunu söylemek durumunda kaldı: “Bu benim Mustafa’m.”
Merhum Attila İlhan hayâtı boyunca sosyalist bir Gazi kurgusunun savunucusu olmuştu. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında doğuya yönelik politikası ve söylemleri bu kurgunun iskeletini oluşturuyordu. Bu da târihsel gerçeklerin bir kısmını içeren Atatürk yorumlarından biriydi. Çünkü salt belli bir dönemin gereklerine göre serdedilmiş söylev ve siyâseti yansıtıyordu. Gerçek Atatürk’ü değil… Aşağıda Mustafa Kemal Paşa’nın birbirinden farklı sözlerini alıntıladım. Bu sözlerin ardından onun aslında ne olduğuna dâir fikrimle konuyu kapatacağım.
Mustafa Kemal 17 Mart 1920’de Heyet-i Temsi liye adına “İslâm Âlemine Beyanname”yi yayınladı. Bu beyannamede 3 yıl sonra kaldıracağı hilâfetin Müslümanların hürriyet ve istiklâllerinin yegâne dayanağı olduğunu belirtip başlattıkları hareketin Hz. Peygamber’in ruhâniyetine dayandığını belirtmişti:
“…Cenâb-ı Hakk’ın mukaddes mücahedatımızda cümlemize ilâhî yardımlarını göndermesini ve ruhaniyet-i peygamberîye dayanan, birlik içindeki teşkilatımıza yardımcı olmasını niyaz eyleriz.”
Bu söylemin Meclis’in ilk açılışında da devam ettiği ve Kâzım Karabekir’in bile bu açılışı mutaassıbâne bulduğu bilinmektedir. Memleketin kurtuluşu için Bolşevizme de dayanmak gerektiğini düşünen ve aynı dönemlerde antiemperyalizm vurgularını artıran Mustafa Kemal’in bu düşüncesinin de tamamen pragmatik ve hesaplı olduğu; “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığına dayandığı âşikârdır:
“…İslâmiyet’in en yüce kanunlarını içeren Bolşevizmin, bizim dahi varlığımıza kastetmiş olan müşterek düşman aleyhinde, bugün ortaya koyduğu zafer, bizim için teşekkür etmeye değer bir neticedir!”
Atatürk’ün Türk dünyasına yönelik emel ve inançlarını gösteren meşhur bir sözü de vardır:
“Ben de Türk Birliğine bundan fazla inanıyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacaktır. Dünya sükûnunu, bu fasıllar içinde bulacaktır.” Rahmetli Nejdet Sançar da bu neviden birkaç iktibasla Atatürk’ün Turancılığına eğilmişti.
Gökalp’ın Cumhuriyet’e etkileri üzerinde çok durulmuştur. Buna karşın Nevzat Kösoğlu Gökalp’ın düşünceleriyle Cumhuriyet rejiminin icraatları arasında örtüşme değil çelişme görerek “cumhuriyet politikalarına bir fikir babası yahut yakından etkileyici birini bulmak gerekiyorsa, bunu, aynı zamanda Atatürk’ün yakın arkadaşlarından olan Ahmet Ağaoğlu’nda aramak gerekir. Onun yazdıklarına yakından bakıldığında bu örtüşme kolayca görülebilir” demiştir. Ağaoğlu ise milliyetçiden ziyâde Batıcı bir düşünürdür. Kendisine “Frenk Ahmet” denmesi de bu sebepledir.
Netice olarak, Mustafa Kemal’i istediğiniz kalıba sokmanız mümkündür. Birkaç alıntı ile İslâmcı, birkaç alıntı ile komünist, birkaç alıntı ile Türkçü ve Turancı Mustafa’lar çıkabilir. Önemli olan bütün gâile bittikten sonra Atatürk’ün yüzünü hangi yöne tevcih ettiğidir. Atatürk yüzünü Batı’ya çevirmiş ve bütün modernleşmeci hamlelerini bu minvâlde gerçekleştirmiştir; fakat bunu yaparken iki esasa dayanmıştır: 1. Hâkimiyet-i Millîye, 2. İstiklâl-i Tam… Diyebiliriz ki Atatürk Batıcı bir millî modernleşmeye inanan milliyetçi bir devlet adamıdır. Tabiî Mahmud Esat Bozkurt’un “Batı medeniyeti ve herhangi bir medeniyet bir küldür (bütündür); ayrılık kabul etmez. Ya hep alınır yahut alınmaz” sözüne dayanarak Batıcılığın Millî hâkimiyet ve tam bağımsızlık açısından bizi getirdiği noktaya bakarsak bu milliyetçiliğin biraz sorunlu bir milliyetçilik olduğunu düşünebiliriz. Aynı yaklaşımı Ahmet Ağaoğlu da sergilemiştir: “....bir medeniyet zümresi bölünemez bir bütündür, parçalanamaz. Süzgeçten geçirilemez. Galibiyet ve üstünlüğü kazanan onun bütünüdür”. 1944’te Türkçülere revâ görülen muameleler de malûm… Memleketimizde herkes dilediği Atatürk’e ve Atatürkçülük yorumuna sarılabilir.
-------------------------
Taha Akyol, Ama Hangi Atatürk (2008), s. 171.
A.g.e., s. 230.
Nejdet Sançar, Türkçülük Üzerine Makaleler (1995), s. 186-187.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

MUSTAFALAR-Göktürk Ömer Çakır

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkçü Forum :: Güncel Konular ve Tartışmalar -