Türkçü Forum

Türkçülük, Türk Dünyası ve Güncel Konular
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
En son ileti gönderilen konular
Konu Yazan Gönderme Tarihi
25.08.14 5:26
25.08.14 5:18
06.02.11 16:51
03.02.11 16:13
14.10.10 9:34
02.02.10 20:10
10.02.09 2:33
10.02.09 2:27
10.02.09 1:44

 

Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz- Reha Ören

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Kurtuluş Yolcusu
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
avatar


Erkek
Yaş : 32 Mesaj Sayısı : 129 Nerden : Adana

MesajKonu: Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz- Reha Ören   03.02.09 0:28

Türkiye’nin nabzını elinde tutanların, ya da tuttuğunu sananların hiç hoşuna gitmeyecek bir başlık kullandım. Onlar Türk, Türkçü ve Atatürkçü kelimelerinden nefret ederler. Birileri karşılarına geçip de bu kelimeleri kullandıkları zaman analarının kırıklarını görmüş gibi olurlar. Gözbebekleri faltaşı gibi açılır, tansiyonları yükselir, elleri ayakları titremeye başlar, alınlarını terler bürür ve sonuçta salyalarını akıtmaya başlarlar...

Sağ kesimin bazı dangalakları Atatürk’ü sevmezler.. Hele hele ümmetçileri nefret ederler.. Onlar Osmanlı özlemi çektiklerini söyleseler de Devlet-i Osman-ı Ali aslında umurlarında bile değildir. Suudi güdümlü El Ezher destekli Şeriat Devleti’dir.

Yani sözde İslâm devleti..

Ellerindeki yeşil bayrağı sorarsanız. “Hz. Muhammet’in bayrağıydı” derler. “Hz. Muhammet hep beyaz bayrak kullanmadı mı?” sorusuyla muhatap olunca da hiddetlenip sizi bilumum zındıklarla ve dahi keferelerle aynı kefeye koyup ‘Şeriat pazarında’ damgalarlar. Damgalarlar da sonrasında işportada kelepir fiyatına satmaya kalkarlar.

Yine sağ kesimin bir takım ukalaları da Atatürkçülüğü milliyetçiliğin karşı cephesinde tasnif ederler. Böyleleri de bu kesimde hayli ‘mebzul’ miktardadır.

Sol kesimdeki salakların büyük bir kısmı ise genellikle ‘demokrat’ geçindikleri için Cumhuriyetçilik kelimesini kullanmazlar!.. Onlar hep demokrattırlar! Demokratlıktan modaya uyup zaman zaman ithal ideolojilere bulaşsalar da bulabildikleri en küçük fırsatta, suların tatlılaştığı ve ılıklaştığı her donemde Marksist olmaktan bıkıp, yandan çarklı bir şekilde, akıntı çağanozları gibi ivedilikle demokratlığa dönerler. Cumhuriyetçi olmayı asla ve kat’a beceremeyecekleri için de fırsatını buldukları anda cumhuriyet havarisi kesilirler. Bu arada farklılıklarını ve zehirlerini saklayabilmek için de cumhuriyeti numaralandırırlar.

Bunlar da her ne hikmetse pek Türk kelimesini sevmezler. Kimisi aslan sosyal demokrattır, kimisi sulandırılmış komünist, kimisi Maoisttir. Bunların yanlarında her şeyi söyleyebilirsiniz. Hatta “Kürdara azade” falan da demek mubahtır.

“Çerkezler Türk sömürüsü altında” demek sevap hanesine yazılır, “Karadeniz’de Rum Pontus Devleti kurulmalı” derseniz “Halkların kendi kaderlerini idare etme hakları” (!..) müktesep kabul edilerek makbul görüş olur, “Boşnaklara da biraz toprak verilse nasıl olur?” derseniz sizi alay-u vala ile gökyüzüne çıkartırlar.

Hadi Anadolu’dan da bir örnek verelim mi?

Bilenler bilir, umursayanlar kaale alır. Çukurova ve Adana emperyalistler için çok önemli bir bölgedir. Fransız monşerlerinden, bilmem ne senyörlerine kadar bilumum kefere takımı gözünü buraya dikmiştir. O yüzden de asıl melanetlerini o bölgede tezgahlamışlardır. Ermeni olaylarından tutun da ‘etnik’ dolaplara kadar bildikleri ne varsa bu bölgede el altından piyasaya sokarlar. Son günlerde özellikle misyonerlik faaliyetleri başını alıp gitmiştir.

“Burada Araplar var. Onların kimisi Suriye kökenli, Vallah ve Billah kimisinin de Irak’ta akrabaları bile var.. Hele aralarında Moritanyalı olanlar da var.

Suriye’de akrabası olanlar zaten Beşar Esad ile yakın temastalar!.. Adamın burada şirketleri bile varmış.. Arada bir yakınları gelip bazı şirketlerde sermaye artırımında bulunuyorlarmış” derseniz, Bu ‘Aslan Demokrat’ kesim sizi gökyüzüne gönderebilmek için medyada ve dahi bilumum yerel gazetelerde Babil Kulesi’nin zirvesine çıkartır. .

Adana’da soy soyladı boy boyladı 75’lik Arap adını nasıl “Boğaç”ladı

Yahu ayıptır ve yazıktır, bilimsel olarak bakın. Elbette, Suriye’de akrabaları olanlar vardır. Elbette Arapça konuşanlar da vardır. Ama bu insanların Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı çıktıkları görülmemiştir.

Üstelik baksanıza soy isimlerine “Bogay”, “Nogay”, “Gökçen” “Boğa”, “Utku” vesaire vesaire.. Mahallelerine bakın “Bey Mahallesi”, Caddesine bir bakın “Obalar Caddesi”, 75 yaşındaki adamın oğluna koyduğu isme bakın “Boğaç”. Siz en son Boğaç ismini nereden okumuştunuz?

Haydi ben size hatırlatayım. Dede Korkut’tan öyle değil mi? Bu 75 yaşındaki aksakallı dedenin babası, ya da belki adını koyan dedesi Dede Korkut’u nerden bildi? Sizin kahrolası şıhlarınız mı ışınladılar?

“Bunlar Arapça konuşan Türkmenlerdir” dediğinizde o camianın avantasını kemal-i afiyetle yeyip, lavantasını postlarına sürenler behemehal karşı çıkacaklardır.

Ula etmeyin, tutmayın dediğiniz zaman da işi sulandırıp, “Türkiyeliyiz” basitliğine indirgerler. “Türkiyeli ve Demokratız” demeyi de marifet sanırlar.

Yani sol kesimde ne olursan ol ama; asla ve kat’a Türk olma. Hemen alnına etiketi yapıştırırlar fetvayı verirler “Faşisttir haa!..”

Faşistler müstehakınızı versin inşallah!..

Gördünüz mü memleketi nasıl da bölmüşler. Türk’üm dediğin zaman anında faşist oluyorsun, cumhuriyetçiyim dediğin zaman komünist. Türk değilim dediğin zaman da oluyorsun bir anda ‘popülist’!.

Türk olmayan Atatürk’ü
bir Türk kadar nasıl sever?

Dikkat buyrun, bazı ‘Kemalist. Devrimciler’ dahi, sahte Atatürkçüler’in oyununa getirildiler. Önceleri kelime yozlaştırıldı. “Kemalist Devrim” ifadesi kitaplardan kaldırıldı. Devrimcilik halkın bildiği devrimciliğin, yani; Türk ve Türkiye devrimciliğinin dışına çıkartılarak sulandırıldı. Laiklik meselesinin de zaman zaman sentezciler ve umumiyetle de ümmetçiler cılkını çıkardılar.

2., 3. ve daha bilmem kaçıncı Cumhuriyetçilerin borazanları şimdilerde alenen Atatürk düşmanlığı marşını çalıyor. “Aslında Anadolu’da ve yeryüzünde Türk diye bir millet yokmuş da Atatürk ümmetten millet yaratmaya çalışmış da adını da Türk koymuş”

Alemleri yaratan Gök Tanrım, Görklü Tanrım tez elden belanızı versin inşallah. Canınızı Albız alsın da sırat köprünüzden geçerken sizi kaynayan kazanların içine yuvarlayıversin!.

Soyunuz ve sopunuz yuğlara kalasınız.

Amin.

Evet, şimdilerde sahnelenen Atatürk düşmanlığının ardında yatan gerçek bu.

Kimileri AB yolunda bozuk tezgahlarda defolu kumaş dokur gibi üniter devlet olmadığımızı çaktırmadan şırıngalıyor. Kimileri Türk yoktur, diyerek önünde sonunda Türkiye’den Türk kelimesinin silinmesi yolunda mücadele veriyor. Zira; Türk’ün olmadığı bir Türkiye’nin kimlere peşkeş çekileceği belli. Zaten asıl maksat da o değil mi?

AB üyeliği sürecinde demokratikleşme paketlerinin iç yüzüne bir bakın. Her işyerine cami değil, ibadethane yapılabilecek, şimdilik Kürtçe eğitim, daha sonraları, Arapça, Çerkezce, Abazaca, Boşnakça, Pomakça, vş.. dahasında Türkmence, Avşarca, Ceritçe, Azerice, Rumca, Ermenice, Giritçe.. eğitim verilebilecek (!...) Bu kadar revnaklı bir ülke daha başka nasıl parçalanır yahu.

Haa şu “mozaik” kelimesinin dahi bir defolu fason kumaş olduğunu biliyorsunuz değil mi? Türkiye bir ebrudur beyler. Mozaiğin bir parçasını alıp değiştirmeniz, ya da emitasyonunu aslının yerine koymanız ihtimali vardır. Ama ebrunun en küçük parçasını dahi bütünden ayıramazsınız. İşte şeriatçısından, liberaline, liberalinden kapitalistine, kapitalistinden enternasyonalistine kadar bilumum şer odaklarının özellikle mozaik kelimesini kullanmalarının ardına sakladıkları yağlı kazık: “Atatürk düşmanlığı”

Demek istediğim odur ki, Atatürkçü derneklere sahip çıkanlara da bir bakın. Abuk sabuk şeyler söyleyerek Atatürk’ü gözden düşürme çabalarının amaçladıkları belli. Adam Türk değil, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yönetimi babadan oğula miras kalmış gibi tekelinde..

Bir de Atatürk adına fetva veriyor.

“Atatürk de azınlıkların olduğunu biliyormuş. Sağ olsaymış demokratikleşme sürecinde bütün bunları gündeme getirecekmiş.”

Yürü bire deyyus oğlu deyyus. Atatürk o kadar cahil miydi ki rejimin temel ilkesi olan 6 Ok’un içine ‘demokratlık’ ifadesini koymadı. Cennetmekan bal gibi altını çize çize, üstüne basa basa “Cumhuriyetçiyiz” dedi.

Üstelik ne buyurdu “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela bizim, kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün gerekleri ve hareketimizle gösterelim, bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin esiridir. (20 Mart 1923)

Dahası mı?

Bizde çok, isterseniz siz de bir Nutuk alın da okuyun. Okuyun da biraz feyiz alın.

Ama; içinde bulunduğumuz hal ve vaziyeti izah etmesi bakımından bir vecizesine daha yer verelim.

“Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkımdan büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu kalp ve vicdanlar için onulmaz yaradır.” (1925) Gaflet, delalet ve hıyanet ortamı içinde değil miyiz?

Çevremizi saran deyyus ve meyusların bütün melanetlerine, şerlerine, tezgahlarına ve cephelerine karşı Türkler, Türkçüler, Cumhuriyetçiler kısası ve doğrusu Atatürkçüler aynı saflarda yer almalıdırlar. Bu davet özellikle Türkleredir Türkçüleredir. Türk’ten olmayana ve sahte cumhuriyetçilere, sağcı, ya da solcu olana değil, arlı namuslu olana ve bu vatanın evladı olanadır.

Evet, hadi hep bir ağızdan haykıralım :

“Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz.”

Reha Ören
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz- Reha Ören

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkçü Forum :: Güncel Konular ve Tartışmalar -